Deprem çukurları ile ilgili Namık Kemal Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Dr. Öğretim Görevlisi Ahmet Bal önemli açıklamalarda bulundu. Ahmet Bal, 23 Nisan 2025 tarihinde Marmara Denizi’nde 6.2 büyüklüğünde meydana gelen deprem sonrasında yapı güvenlik taramalarını hızlandırdıklarını açıkladı.
Bal, taramalarda Marmaraereğlisi ve Kumbağ Mahallesi ilçelerine kadar giden sahil şeridinde çok zorlandıklarını belirtti.
Ahmet Bal açıklamalarına şöyle devam etti: “Çünkü sahil şeridindeki yapılarda kontrolsüz bir şekilde yapılaşma söz konusu. Burada neredeyse Kumbağ’dan Marmaraereğlisi’ne kadar ikincil ev olarak kullanılan ya da yazlık olarak kullanılan çok fazla yapı stoku var ve bunlar maalesef ki denize çok yakın oldukları için ciddi korozyon etkisiyle baş başa ve bu yapıların çoğu 80’li, 90’lı yıllarda yapılmış.”
Deprem Çukurları 2 Metrelik Dalgalar Oluşturabilir!

Dr.Öğretim Görevlisi Ahmet Bal, bölgede korozyon riskinin çok olduğunu belirtti. Bal özellikle Namık Kemal Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi incelemelerinin ardından Marmara Denizi açıklarında gördükleri büyük boyuttaki iki çukura dikkat çekti.
Bal deprem çukurları ile ilgili açıklamalarına şöyle devam etti: “Tekirdağ’da iki tane büyük çukur bulunuyor denizin içerisinde. Buralardaki derin çukurlar üzerinde biriken, çöken tabakaların özellikle geçen yıl 23 Nisan depreminden itibaren hareketlendiğini düşünüyoruz. Dolayısıyla bu çökenlerin hareketlenmesi de denizin içerisinde tsunami riskini artırıyor. Bu da sadece sahil şeridindeki yapılarımızın depremle karşı karşıya olmadığını, ikinci afet olarak da tsunamiyle karşılaşabilme ihtimalini yükseltiyor.
Tsunami riski özellikle bizim Tekirdağ için konuşursak, Kumbağ’dan Marmaraereğlisi’ne kadar iki büyük çukurda çökellerin hareketiyle meydana gelebilmesi ve yaklaşık sahil şeridinin 50 metre içerisine kadar girmesi söz konusu ve 2 metreye yakın dalga yüksekliği bekliyoruz. Buradaki yapılarımız maalesef çok zayıf olduğu için hem bizim hızlı taramalarda işimizi çok zorlaştırıyor hem de 23 Nisan’dan beri olan depremler özellikle bu ikincil afet riskini yani depremden sonra tsunami riskini de gittikçe daha olağan, daha görünür hale getiriyor.”
Dr. Ahmet Bal, sahil kesimindeki yapı stokunun riskli olduğunu ve Çorlu’daki tarama çalışmalarında sona gelindiğini açıkladı. Süleymanpaşa merkezde çalışmalara devam edildiğini ancak sahil kesiminin çok yorduğunu söyledi. Sahil kesimindeki evlerin denize yakın olması korozyonu ortaya çıkarıyor. Korozyondan dolayı yapıların donatılarında paslanmaların olduğu gözlendi. Yapıların eski yönetmeliğe göre inşa edilmesi de büyük risk oluşturuyor. Tüm bu problemlere ek olarak tsunami riskinin olması da yapıların depreme dayanıklılığını azaltıyor.
İlginizi Çekebilir: En İyi Deprem Tahmini Yapan Uzmanlar Listesi 2025!

